Kalpteki Dünya Sevgisi

2010-09-11 23:57:00

"İnsan, mahiyet-i câmiiyeti itibarıyla, mevcudatın hemen ekserîsiyle alâkadardır. Hem insanın mahiyet-i câmiasında hadsiz bir istidad-ı muhabbet derc edilmiştir. Onun için, insan da umum mevcudata karşı bir muhabbet besliyor." Yer: Lem'alar, Üçüncü Lem'a Açıklayan: Sinan Yılmaz Devamı

Büyük inkılabın müjdesini getirdim

2010-09-11 23:45:00

Bismillahirrahmanirrahim   Sual: Ey Seyda! İstanbul’a gittin. Bu inkılâb-ı azîmi gördün. Mühim işler içine girdin. Bize ne getirdin? Cevap: Müjde getirdim. Sual: Müjde ne demek? Bazılar bize “Sizin için fenalık var” diyorlar. Cevap: Nurdan zarar gelmez; gelirse, huffâşa gelir, murdar şeylere gelir. Size, cemî kuvvetimle, yalnız Kürdistan’a değil, belki âleme işittirecek tarzda bağırarak müjde veriyorum ki; umum İslâmın, lâsiyyemâ Osmânîlerin, bâhusus Ekradın saadetinin fecr-i sâdıkının geldiğini, hatta Bâşid başında görüyorum. Ümitsizlik ve karamsarlığın sembolü olan Arap filozof ve şâiri Ebû Alâi’l-Maarrîye rağmen. Faraza, şu devletin yarı milleti, pahasında verilse idi gene erzân ve zulmetle beraber yansa idi gene ucuz! Sual: Biz öyle işitmedik. Cevap: Şeytanın arkadaşları çoktur... Sual: Öyle ise zihnimize gelen şüpheleri ve sualleri hallet. Cevap: Elbette; fakat müşteri olmadan, istemeden malımı satmam. Sual: “İstibdat nedir? Meşrutiyet nedir?” Diğeri: “Ermeniler ağa oldular. Biz sefil kaldık.” Başkası: “Dînimize zarar yok mu?” Daha başkası: “Jön Türkler şöyledirler, böyledirler, bizi de zarardîde edecekler.” Diğeri: “Gayr-i müslim, nasıl asker olacak?” İlâ âhir... Sual: İstibdat nedir; meşrutiyet nedir? Cevap: İstibdat tahakkümdür, muâmele-i keyfiyedir, kuvvete istinad ile cebirdir, rey-i vâhiddir, sû-i istimâlâta gâyet müsâit bir zemindir, zulmün temelidir, insâniyetin mâhisidir. Sefâlet derelerinin esfel-i ... Devamı

rızâ-i küfür, küfür olduğu gibi; zulme rızâ da zulümdür

2010-09-11 23:39:00

  ... Buna dikkat ediniz ki; canavar bir hayvana karşı kendini zaif göstermek, onu hücuma teşcî ettiği gibi, canavar vicdanı taşıyanlara karşı dahi dalkavukluk etmekle zaaf göstermek, onları tecâvüze sevk eder. Öyle ise, dostlar müteyakkız davranmalı; tâ dostların lâkaydlıklarından ve gafletlerinden, zındıka taraftarları istifade etmesinler. İkinci nokta -1- âyet-i kerimesi fermanıyla, zulme değil yalnız Âlet olanı ve taraftar olanı, belki ednâ bir meyil edenleri dahi dehşetle ve şiddetle tehdit ediyor. Çünkü, rıza-yı küfür küfür olduğu gibi, zulme rıza da zulümdür. İşte, bir ehl-i kemal, kâmilâne, şu âyetin çok cevâhirinden bir cevherini şöyle tabir etmiştir: Muîn-i zalimîn dünyada erbâb-ı denâettir, Köpektir zevk alan seyyâd-ı bî-insâfa hizmetten. Evet, bazıları yılanlık ediyor, bazıları köpeklik ediyor. Böyle mübarek bir gecede, mübarek bir misafirin, mübarek bir duada iken, hafiyelik edip, güya cinayet yapıyormuşuz gibi ihbar eden ve taarruz eden, elbette bu şiirin meâlindeki tokada müstehaktır. Mektubat | Yirmi Sekizinci Mektup | 345 ... Devamı

Ramazan Penceresi 1. Bölüm

2010-08-25 17:00:00

Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan Konuşmacı: Doç. Dr. Şadi Eren Devamı

Ramazan Penceresi 2. Bölüm

2010-08-25 16:58:00

by Sorularla İslamiyet Devamı

Ramazan Penceresi 3. Bölüm

2010-08-25 16:57:00

by Sorularla İslamiyet Devamı

Ramazan Penceresi 4. Bölüm

2010-08-25 16:56:00

by Sorularla İslamiyet Devamı

Bediüzzaman'ın Doğduğu Nurs Köyünün tanıtıldığı TRT 2'de

2010-08-25 16:32:00

TRT 2'de yayınlanan Uzak Diyarlar programında Bediüzzaman Said Nursi'nin köyü Nurs tanıtıldı Devamı

Gençliğin manevi ilacı namaz

2010-08-25 16:25:00

  Müslüman ebeveynlerin, çocukları hakkında ortak bir sorunları vardır. Zaman zaman sohbetler esnasında bu sorun sık sık gündeme gelir: Çocuklarımızın namaz konusunda gösterdikleri gevşeklik veya tembellik sorunu. “Oğlum namazını kıldın mı?” “Kızım, namaz konusunda niye bu kadar uyuşuk davranıyorsun?” “Kocaman çocuk oldunuz hala namazı size hatırlatmak zorunda kalıyoruz.” v.s konuşmalara hemen hemen her hanede şahid olursunuz… Biz ebeveynler unutmayalım ki bazı kurallar taklide dayanır ve yaşanarak öğrenilir. Anne ve baba olarak çocuklarımıza örnek olmalı ve davranışlarımızla çocuklarımıza model olmalıyız. Biz ebeveynlerin çocuklarımızı namaza alıştırmak için cuma, teravih ve iki bayram namazı gibi İslami fırsatları iyi değerlendirmeliyiz. Özellikle bu mübarek ayda çocuklarımızla birlikte camideki o manevi havayı teneffüs etmeye en az onlar kadar bizim de ihtiyacımız vardır. Çocuklarımıza cami ortamını ve adabını öğretmek ve sevdirmek, onları camiyle tanıştırmak... Maalesef ülkemizde imam ve cami hep ölümle, yasla anılır bir hale getirilmiştir. Hayatın, mutluluğun ve Müslümanların buluşma/kaynaşma yeri olan camilerimiz, böyle tanınmamalı. Çocuklarımızla birlikte cuma veya teravih namazına giderken değişik, güzel ve geniş tarihi camileri tercih etmek, hutbeyi ve namazı fazla uzatmayan imamı dinletmeye götürmek, onların şevkini daha bir artırır. Hem çocukların ebeveynleriyle birlikte camiye gitmeleri, aile arasında sevgi ve rahmete dayalı güçlü manevi bir bağ oluşturur. Bu İslami gelenek, nesilden nesile devam eder. Bir baba çocukluğundaki yaşadığı bir olayı şöyle aktarıyor: “Bizler mescitten çıkarken, elimden tutan o sıcak eli hiç unutamam. Şu an bi... Devamı

Hastalıkların en kötüsü

2010-08-25 16:22:00

Bir hastalık sebebiyle ağzımızın tadı kaçsa, en sevdiğimiz şeyleri ağzımıza aldığımızda tadını alamayız. Çoban çeşmesinin suyu bile tuz gölünün suyu gibi gelir ağzımıza. Almanya'da çalışan bir işçimiz anlatmıştı: "Hocam, kendi işimi kurdum. Çok iyi para kazandım. Bu villa gibi evi kendi zevkimize göre yaptım ama kanser hastalığına yakalandım. On beş günde bir kemoterapi uyguluyorlar. Kemoterapiden gelince birkaç gün ağzımın tadı kaçar. Bir gün hanıma kızdım ve yemeğe niçin tuz atmadığını sordum. O da tuzluğu önüme koydu. Bir avuç tuz attım, yemek yine tuzsuz. Yeniden bir avuç daha attım yine tuzsuz. Bir avuç tuzu ağzıma attım baktım tuz da tuzsuz." Günahlar da kanser hastalığı gibidirler. Hatta daha tehlikelidirler. Kanser hastalığı yalnız bu dünyada bizi rahatsız eder. Günah hastalığı ise iki dünyamızda bizi perişan eder. Günaha alışkanlık yapanlar, sevaptan zevk almaz hale gelirler. Hırsızlık yapmayı alışkanlık haline getirenler, kendi evinde olduğu halde, cebinde bol parası olduğu halde başkasındakini çalmak istermiş. Hırsızlar, helal yoldan kazanmaya çalışanlardan hoşlanmazlarmış. Lut aleyhisselama iman etmeyen ve Gay'lığı dünyada ilk icat eden bu kavim, Lut aleyhisselam ve ona iman edenlerin şehirden çıkarılmalarını istediklerini haber verir Rabbimiz. (A'raf suresi ayet 82) Çoban çeşmesinin suyundan tad alabilmek için ağzımızın hastalığını tedavi ettirdiğimiz gibi yaptığımız ibadetlerden zevk alabilmemiz için de günah yükünden kurtulmamız gerekir. Hammal, sırtında ağır yük varken su içmez. İçse de tad almaz. Yükü yere bırakır, biraz kendine gelir, teri soğur ve ondan sonra suyunu içer ve o sudan tad alır. Yaptığ... Devamı