Hastalıkların en kötüsü

2010-08-25 16:22:00

Bir hastalık sebebiyle ağzımızın tadı kaçsa, en sevdiğimiz şeyleri ağzımıza aldığımızda tadını alamayız.

Çoban çeşmesinin suyu bile tuz gölünün suyu gibi gelir ağzımıza.

Almanya'da çalışan bir işçimiz anlatmıştı: "Hocam, kendi işimi kurdum. Çok iyi para kazandım. Bu villa gibi evi kendi zevkimize göre yaptım ama kanser hastalığına yakalandım.

On beş günde bir kemoterapi uyguluyorlar.

Kemoterapiden gelince birkaç gün ağzımın tadı kaçar.

Bir gün hanıma kızdım ve yemeğe niçin tuz atmadığını sordum. O da tuzluğu önüme koydu. Bir avuç tuz attım, yemek yine tuzsuz. Yeniden bir avuç daha attım yine tuzsuz.

Bir avuç tuzu ağzıma attım baktım tuz da tuzsuz."

Günahlar da kanser hastalığı gibidirler.

Hatta daha tehlikelidirler.

Kanser hastalığı yalnız bu dünyada bizi rahatsız eder.

Günah hastalığı ise iki dünyamızda bizi perişan eder.

Günaha alışkanlık yapanlar, sevaptan zevk almaz hale gelirler.

Hırsızlık yapmayı alışkanlık haline getirenler, kendi evinde olduğu halde, cebinde bol parası olduğu halde başkasındakini çalmak istermiş.

Hırsızlar, helal yoldan kazanmaya çalışanlardan hoşlanmazlarmış.

Lut aleyhisselama iman etmeyen ve Gay'lığı dünyada ilk icat eden bu kavim, Lut aleyhisselam ve ona iman edenlerin şehirden çıkarılmalarını istediklerini haber verir Rabbimiz. (A'raf suresi ayet 82)

Çoban çeşmesinin suyundan tad alabilmek için ağzımızın hastalığını tedavi ettirdiğimiz gibi yaptığımız ibadetlerden zevk alabilmemiz için de günah yükünden kurtulmamız gerekir.

Hammal, sırtında ağır yük varken su içmez. İçse de tad almaz.

Yükü yere bırakır, biraz kendine gelir, teri soğur ve ondan sonra suyunu içer ve o sudan tad alır.

Yaptığımız kötülüklerden pişman olmalıyız.

Haram yollardan gelen bir valiz dolusu Lira, Dolar veya Euro'yu gördüğünüzde birkaç gündür güneş altında kokmuş, çürümüş, kurtlanmış köpek ölüsü gördüğünüzde burnunuzu tutup gözünüzü başka tarafa çevirdiğiniz gibi haramı gördüğünüzde nefsinizin burnundan tutup gönlünüzü başka tarafa çevirebiliyorsanız pişmanlık duyduğunuzun doğru olduğunu anlamış olursunuz.

Rabbimiz, "Ancak Allah size imanı sevdirdi ve onu gönüllerinizde süsledi. İnkârı, fasıklığı ve isyanı size kötü gösterdi. İşte onlar doğru yolu bulanların ta kendileridir." buyurmuş (Hucurat suresi ayet 7).

Günahları bir daha yapmamaya kesin karar almalıyız.

Yaptığımız kötülükler için "Estağfirullah" diyerek  Allah'tan af dilemeliyiz.

Salih insanlarla beraber olmaya dikkat etmeliyiz.

Gül koklamak ayrı şeydir, gül bahçesinde oturmak ayrı şeydir.

Yalnız ibadetleri yapmanın yanında bu ibadetleri yapanlarla beraber olmaya da dikkat edelim.

Rabbimiz tarafından peygamber seçilen, aynı zamanda Mısır'a sultan olan Hazreti Yusuf aleyhisselam, bir duasında "Beni Müslüman olarak öldür ve beni salihlerin arasına kat" diye yalvarır. (Yusuf süresi, ayet 101).

Namazları cemaatle kılmak, salihler arasına katılma yollarından biridir.

"Kepenek altında ne koç yiğitler yatar" atasözüne göre o camilerde bilmediğimiz, tanımadığımız nice has kullar vardır ve onlar Allah dostudurlar da biz bilmeyiz, belki kendisi de bilmez.

Camilerde cemaate katılmakla onların bulunduğu yerde bulunmuş oluruz.

Camilerde, salonlarda, evlerde yapılan vaaz, konferans ve sohbetlere katılalım.

Mukabelelere ara vermeden devam edelim.


Mahmut TOPTAŞ - Milli Gazete

32
0
0
Yorum Yaz