O NUR OLMASA İDİ..?

2009-04-11 15:34:00

Devamı

Denizliden ayrilik destani d.erzincanli (özel)

2009-04-10 18:04:00

Denizliden ayrilik destani d.erzincanli yeniı®mak Devamı

İlginç İnsan!

2009-03-27 11:45:00

İnsan eğer ki 10 lira sadaka verecek olsa bu miktarı çok bulur ama 10lira ile mağazadan bir şey almaya gitse alacak birşey bulamaz...İlginç, insan 10 dk. zikir edecek olsa bu zamanı çok bulur ama bir film veyamaç olsa bir buçuk saatlik zaman onun için hemen geçiverir...İlginç, bir futbol maçının uzaması insanın hoşuna gider ama Cuma namazındahutbenin bir kaç dk. uzaması hiç de hoşuna gitmez...İlginç, insan duyduğu dedikoduya hemen inanır ve kabullenir ama kesin doğruolduğunu bildiği birşeyi inat ederek hemen kabullenmez...İlginç,insan modayı her an takip eder ama Peygamberimiz (s.a.v) sünnetinimoda gibi bilmez veya bilsede uygulamaz...İlginç,insan camide bir saat ibadet ederek vakit geçirecek olsa onun içinzaman geçmek bilmez ama televizyona bakarken zaman onun için çabucak geçer...İlginç,insan namaz kılarken,ibadet esnasında dünyevi konuları düşünmeyisever ama normalde İslamiyeti düşünmekten kaçınır...İlginç,insana bir sureyi veya surenin anlamını okumak zor gelir ama bir romanı okumak onun için kolaydır...İlginç, insan konserde ilk sıralarda olmak için çaba sarfeder ama camide ilksıralarda olmak için çaba sarfetmez. Aksine namazın sonunda hemen çıkıpgideyim diye son sıralarda olmak ister...İlginç, bir ayet yada hadis ezberlemek insanın zoruna gider ama müzik listesi top 10 da olan şarkıların hepsini ezbere bilir...İlginç,insan ajandasında bir İslami toplantı için zaman bulamaz ama dünyalıkişler için çok zaman bulur.İlginç,insan İslami konuları dinlemeyi ve anlatmayı zor bulur ama dedikoduları dinlemeyi ve anlatmayı çok sever...İlginç, insan CENNET e gitmeyi ister ama hiçbir şey yapmadan... **İlginç, insan hergün birilerinin ölüm haberi... Devamı

İkinci mesele

2009-02-12 20:13:00

İkinci mesele: Otuz birinci ayetin işaretinin beyanında, bahsinde denilmiş ki: Bu asrın bir hassası şudur ki, hayat-ı dünyeviyeyi hayat-ı bakiyeye bilerek tercih ettiriyor. Yani, kırılacak bir cam parçasını baki elmaslara bildiği halde tercih etmek bir düstur hükmüne geçmiş. Ben bundan çok hayret ediyordum. Bugünlerde ihtar edildi ki, nasıl bir uzv-u insanî hastalansa, yaralansa, sair âzâ vazifelerini kısmen bırakıp onun imdadına koşar. Öyle de, hırs-ı hayat ve hıfzı ve zevk-i hayat ve aşkı taşıyan ve fıtrat-ı insaniyede derc edilen bir cihaz-ı insaniye, çok esbapla yaralanmış, sair letaifi kendiyle meşgul edip sukut ettirmeye başlamış; vazife-i hakikiyelerini onlara unutturmaya çalışıyor. Hem nasıl ki bir cazibedar sefihane ve sarhoşane şâşaalı bir eğlence bulunsa, çocuklar ve serseriler gibi, büyük makamlarda bulunan insanlar ve mesture hanımlar dahi o cazibeye kapılıp hakikî vazifelerini tatil ederek iştirak ediyorlar. Öyle de, bu asırda hayat-ı insaniye, hususan hayat-ı içtimaiyesi öyle dehşetli, fakat cazibeli ve elîm, fakat meraklı bir vaziyet almış ki, insanın ulvî latifelerini ve kalb ve aklını nefs-i emmaresinin arkasına düşürüp pervane gibi o fitne ateşlerine düşürttürüyor. Evet, hayat-ı dünyeviyenin muhafazası için, zaruret derecesinde olmak şartıyla, bazı umur-u uhreviyeye muvakkaten tercih edilmesine ruhsat-ı şer'iye var. Fakat, yalnız bir ihtiyaca binaen helâkete sebebiyet vermeyen bir zarara göre tercih edilmez, ruhsat yoktur. Halbuki bu asır, o damar-ı insanîyi o derece şırınga etmiş ki, küçük bir ihtiyaç ve âdi bir zarar-ı dünyevî yüzünden elmas gibi umur-u diniyeyi terk eder. Evet, insaniyetin yaşamak damarı ve hıfz-ı hayat cihazı, bu asırda israfatla ve iktisatsızlık ve kanaatsizlik ve hırs y&uu... Devamı

Eğer Allah'a muhabbetiniz varsa, Habibullaha ittibâ edilecek

2009-02-12 20:07:00

Kul in küntüm tühıbbünellahe fettebiunı yuhbibkümüllahâyet-i azîmesi, ittibâ-ı sünnet ne kadar mühim ve lâzım olduğunu pek kat'î bir surette ilân ediyor. Evet, şu âyet-i kerime, kıyâsât-ı mantıkıye içinde, kıyas-ı istisnâî kısmının en kuvvetli ve kat'î bir kıyasıdır. Şöyle ki: Nasıl mantıkça kıyas-ı istisnâî misali olarak deniliyor: "Eğer güneş çıksa gündüz olacak." Müsbet netice için denilir: "Güneş çıktı. Öyleyse netice veriyor ki, şimdi gündüzdür." Menfi netice için deniliyor: "Gündüz yok. Öyleyse netice veriyor ki, güneş çıkmamış." Mantıkça, bu müsbet ve menfi iki netice katîdirler. Aynen böyle de, şu âyet-i kerime der ki: Eğer Allah'a muhabbetiniz varsa, Habibullaha ittibâ edilecek. İttibâ edilmezse, netice veriyor ki, Allah'a muhabbetiniz yoktur. Muhabbetullah varsa, netice verir ki, Habibullahın Sünnet-i Seniyyesine ittibâı intaç eder. Evet, Cenâb-ı Hakka İmân eden, elbette Ona itaat edecek. Ve itaat yolları içinde en makbulü ve en müstakimi ve en kısası, bilâşüphe, Habibullahın gösterdiği ve takip ettiği yoldur.Evet, bu kâinatı bu derece in'âmât ile dolduran Zât-ı Kerîm-i Zülcelâl, zîşuurlardan o nimetlere karşı şükür istemesi, zarurî ve bedihîdir. Hem bu kâinatı bu kadar mucizât-ı san'atla tezyin eden o Zât-ı Hakîm-i Zülcelâl, elbette, bilbedâhe, zîşuurlar içinde en mümtaz birisini Kendine muhatap ve tercüman ve ibâdına mübelliğ ve imam yapacaktır. Hem bu kâinatı had ve hesaba gelmez tecelliyât-ı cemal ve kemâlâtına mazhar eden o Zât-ı Cemî... Devamı

ON ÜÇÜNCÜ RİCA

2009-01-24 21:55:00

ON ÜÇÜNCÜ RİCA Haşiye*(Lâtif bir tevafuktur ki, bu On Üçüncü Ricanın bahsettiği medrese hadisesi on üç sene evvel oldu. )Bu Ricada, sergüzeşt-i hayatımın mühim bir levhasından bahsedeceğimden, herhalde bir derece uzun olacak; usanmamanızı ve gücenmemenizi arzu ediyorum. Harb-i Umumîde Rusun esaretinden kurtulduktan sonra, İstanbul'da, iki üç sene Dârü'l-Hikmette, hizmet-i diniye beni orada durdurdu. Sonra, Kur'ân-ı Hakîmin irşadıyla ve Gavs-ı Âzamın himmetiyle ve ihtiyarlığın intibahıyla, İstanbul'daki hayat-ı medeniyeden usanç ve şâşaalı hayat-ı içtimaiyeden bir nefret geldi. Dâüssıla tabir edilen iştiyak-ı vatan hissi beni vatanıma sevk etti. Madem öleceğim, vatanımda öleyim diye Van'a gittim. Herşeyden evvel, Van'da Horhor denilen medresemin ziyaretine gittim. Baktım ki, sair Van haneleri gibi onu da Rus istilâsında Ermeniler yakmışlardı. Van'ın meşhur kalesi ki, dağ gibi yekpare taştan ibarettir, benim medresem onun tam altında ve ona tam bitişiktir. Benim terk ettiğim yedi sekiz sene evvel, o medresemdeki hakikaten dost, kardeş, enîs talebelerimin hayalleri gözümün önüne geldi. O fedakâr arkadaşlarımın bir kısmı hakikî şehid, diğer bir kısmı da o musibet yüzünden mânevî şehid olarak vefat etmişlerdi. Ben ağlamaktan kendimi tutamadım. Ve kalenin, tâ medresenin üstündeki, iki minare yüksekliğinde, medreseye nâzır tepesine çıktım, oturdum. Yedi sekiz sene evvelki zamana hayalen gittim. Benim hayalim kuvvetli olduğu için, beni o zamanda hayli gezdirdi. Etrafta kimse yoktu ki, beni o hayalden çevirsin ve o zamandan çeksin. Çünkü yalnızdım. Yedi sekiz sene zarfında, gözümü açtıkça, bir asır zaman geçmiş kadar bir tahavvül&ac... Devamı

Cenâb-ı Hakk’ın insanlara olan fazl u keremi çok çok büyük

2009-01-24 21:36:00

Cenâb-ı Hakk’ın insanlara fazl u keremi o kadar büyüktür ki, insana vedia olarak verdiği malı, büyük bir semeni ile insandan satın alır, ibkâ ve himâye eder. Eğer insan o malı temellük edip Allah’a satmazsa, büyük bir belâya düşer. Çünki, o malı uhdesine almış oluyor. Halbuki, kudreti taahhüde kâfi gelmiyor. Çünki, arkasına alırsa, beli kırılır; eli ile tutarsa, kaçar, tutulmaz. En nihayet meccânen fenâ olur gider, yalnız günahları miras kalır.   Vedia: Emanet Semeni: Kıymet, değer, tutar. Uhde: Bir işi üzerine almak, Söz vermek. Meccanen: Ücretsiz.(Mesnevi-i Nuriye)  Devamı

ALLAH (C.C.) KURÂN-I KERİM’İNDE KIYAMET GÜNÜNÜ İSBAT İÇİN

2009-01-24 21:24:00

“Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hanenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi irbirini sever, ünsiyet eder çift; geceyi hâb-ı rahatınıza örtü; gündüzü meydan-ı maişet; Güneş’i ışık verici, ısındırıcı bir lâmba; bulutları âb-ı hayat çeşmesi gibi ondan suyu akıttım. Basit bir sudan bütün erzakınızı taşıyan bütün çiçekli, meyveli muhtelif eşyayı kolay ve az bir zamanda icad ederiz. Öyle ise, yevm-i fasl olan kıyamet sizi bekliyor. O günü getirmek bize ağır gelemez.” ... ... Hab-ı Rahat: Rahatlık uykusu. Yevm-i Fasl: İnsanların kısım kısım ayrıldığı ve davalarının halledildiği kıyamet günü Devamı

YAŞASIN CEHENNEM !

2009-01-14 10:22:00

ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM !YAHUDİLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM! Devamı